Şaşırtıcı Siyaset Oyunları PDF Yazdır e-Posta
A. Faruk Özgür   
Pazartesi, 24 Mayıs 2010 11:30

afarukozgurZaten, siyasetin anlamakta zorluk çektiğimiz kendine özgü bir dili var. Son iki haftada CHP’de olanlar bizi tümden şaşkına çevirdi. Doğrusu olanlara bakıp, gülecek miyiz, ağlayacak mıyız bir türlü bilemiyoruz. Bizim gülünmesi gerektiğini zannettiğimiz yerde filmin oyuncaları hüngür hüngür ağlıyorlar, bizim ağlamamız gerektiğini zannettiğimiz yerde coşkuya kapılıyorlardı. 

Komplo teorileri üretenlerin kafaları ne kadar rahat... Kafalarında her olayı izah etmek için bir komplo teorisi var, hiçbir şeye şaşırmıyorlar.


Şaşırtıcı Bir İstifa

7 Mayıs günü gazeteler Deniz Baykal’ın partisinin bir bayan milletvekili ile ilişkisini gösteren bir kasetin internete düştüğüne yazdılar. Kaset olayını manşetten veren gazeteler, olayı kınamayı da ihmal etmiyorlardı. Hepsi de olayı çirkin, ahlak dışı, özel hayata saygısızlık vs  gibi ifadelerle veriyorlardı. Ama hepsi de olayın taraflarının isimlerini, hatta üçüncü şahısların isimlerini, olayın ele geçirdikleri bütün ayrıntılarını da veriyorlardı. Gazetelerden biri, bu işi yapanları en ağır şekilde kınarken, videonun görülebileceği 5 internet sitesinin adresini de tam olarak yazmıştı.

Birkaç gün sustuktan sonra, Deniz Baykal bir basın toplantısı yaparak, bir komplo ile karşı karşıya olduğunu söyleyerek partisinin genel başkanlığından istifa ettiğini, partinin bir hafta sonraki kurultayına da katılmayacağını söyledi.

Derken Deniz Baykal’ı geri döndürmek için açlık grevleri ve mitingler başladı. Deniz Baykal’ın evinin önünde Baykal’ın tekrar dönesi için miting yapan,  açlık grevi yapan gençler “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye slogan atıyorlardı.
.
Biz, bir komployu ortaya çıkarmak için Deniz Baykal’ın görevinden neden istifa ettiğine bir anlam veremezken, bu olayın “gurur duyacak” tarafını da anlamış değildik. Acaba bahis konusu olan kasette bu gençleri gururlandıracak görüntüler mi vardı? Konunun uzmanı Dr. Haydar Dümen’e göre pek gurur duyacak bir şey yoktu.


Şaşırtıcı Suçlamalar

Çapkınlıktan Politikacının başının derde girmesi görülmedik olaylardan değil. Bu türden olaylarda yapılan iş, olayı kişiselleştirmek, olayı kişinin ilgili olduğu kuruma bulaştırmamaktır. Başına böyle bir iş gelen politikacının çoğunluk yapacağı iş, herkesten özür dileyerek politikayı bırakmaktır.

Burada tersi oldu, olayı siyasi rakiplerinin siyasalaştırması beklenirken Baykal ve CHP olayı siyasallaştırmaya çalıştı. Deniz Baykal olayın komplo olduğunu iddia ediyor, “Bu alçaklık iktidarın bilgisi ve onayı olmadan yapılamaz” diyor, ama olayın aydınlatılması için ifade ve ipucu vermeyi de reddediyordu.

Deniz Baykal’ın iddialarına ilk teknik destek CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’dan geldi. Tacidar Seyhan konunun uzmanı olduğunu ve Deniz Baykal'a ait olduğu ileri sürülen görüntüleri defalarca incelediğini, teknik olarak ayrıştırmasını yaptığını, bu görüntülerin tamamen düzmece olduğunu, çekimin ancak kurumsal araçlar tarafından yapılabileceğini, bu araçların da sadece onlarda olabileceğini, kısaca bu işin devlet eliyle yapılabileceğini söylemek istiyordu.

Tacidar Seyhan’ın söyledikleri doğru ise, bu kadar kötü bir montajı yapmak için devlet desteğine ihtiyaç yok. Fhoto-Shop kullanıcısı çocuklar bile bundan daha iyisini yapabilirler. İnternette bir politik figürü kullanarak yapılmış montajlara, animasyonlara bol miktarda rastlıyoruz. Politikacılar bunları ciddiye bile almıyorlar, bunlar için ne açıklama yapıyorlar ne de görevlerinden istifa ediyorlar.

İnternet’e yabancı olmayan biri olarak, Tacidar Seyhan’ın analizi beni çok güldürdü. Ama CHP’li tanıdıklarım hiç gülmediler, Tacidar Seyhan’ın açıklamalarını bayağı ciddiye aldılar. 


Şaşırtıcı Kaset Analizleri 

Tacidar Seyhan’dan sonra Baykal’ın  avukatı Muzaffer Yılmaz ve Ulusal Kriminal Bürüsu sorumlusu Uğur Kurtalan da yaptıkları açıklamada,  Deniz Baykal’ın vücudunun morfolojik izleriyle, avukatı tarafından kendilerine ulaştırılan Baykal’ın mayolu resimlerinin karşılaştırıldığını, ayrıca Nesrin Baytok’un, Sayın Baykal'la TBMM’deki yan yana oldukları resimler ve videolardan alınan resimlerin incelendiğini, sonuçta da bu olayda Sayın Deniz Baykal’ın, sayın Nesrin Baytok’la asla ilişkinin olmadığı düşüncesine varıldığını bildiridiler.

 Bize en inandırıcı olanı ise bir televizyon habercisine ait olduğu söylenen açıklamadır. Buna göre hakkında suikast ihbarını alan Deniz Baykal, birkaç gün kendi evine gitmemiş, milletvekili Nesrin Baytok’un evinde misafir kalmıştır. Deniz Baykal’ı takip eden komplocular evin içine yerleştirdikleri kameralarla Deniz Baykal’ın ve Nesrin Baytok’un çeşitli görüntülerini çekerek bunları birleştirip bu videoyu üretmişlerdir.

Ben bu videoyu seyretmedim, seyretmeye de gerek görmedim. Bu olayın Deniz Baykal ile bir ilişkisi olmadığını ispat etmek için Tacidar Seyhan’ın veya  Ulusal Kriminal Bürosu’nun çabasına gerek yok. Bunların Deniz Baykal’ı aklamak için yaptıkları açıklamaların ayrıntıları bile bizleri rahatsız ediyor.

Kimse bu görüntülerin Deniz Baykal’a ait olduğunu iddia etmiyordu. Hatta bu görüntüler Deniz Baykal’a ait olsa bile bunun sadece Deniz Baykal’ın hanımını ilgilendireceğini söylüyorlardı. Deniz Baykal’ın bunun düzmece olduğunu söylemesi belli ki herkesi inandıracak. Bunun için görevinden istifa etmesi, bütün dünya alemi de suçlaması gerekmiyordu.


Şaşırtıcı Lider Arayışları

CHP’de birinci adamdan sonra, partinin başına geçecek ikinci adam yok. Zaten partilerin başında bulunan karizmatik liderler, partilerinde ikinci adamları asla istemiyorlar. CHP’de ikinci adam olmadığı gibi üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu adamın da olmadığı görüldü.

Bir ara bayağı endişeye düştük. Deniz Baykal geri dön çağrılarını kararlılıkla geri çeviriyor, “Ben istifamı çok net bir şekilde açıkladım. İstifa etmekle de kalmadım, aday olmayacağımı ve Kurultay’a da gelmeyeceğimi açıkladım. Kararımda hiçbir değişiklik yok, aday olmayacağım ve kurultaya katılmayacağım” diyordu.  Parti içinden de kimse aday olmaya cesaret edemiyordu. En fazla adaylığından bahsedilen Kemal Kılçdaroğlu, “Ben kurultay öncesinde dilekçe verip kesinlikle aday olmayacağım. Bunu açıkça söylüyorum. Sayın Genel Başkan’ın geri dönüşünü bekleyeceğim” diyordu. Süheyl Batum da, DP yönetimini mi devralsın CHP’yi mi kurtarsın tercihi arasında kararsızdı. Partinin sahipsiz kalmasından ve kayyuma devredilmesinden bayağı korktuk. Tabii asıl korkumuz, cumhuriyet değerlerinin sahipsiz, Ergenekon’un da avukatsız kalmasıydı.


Şaşırtıcı Bir Kurultay

Sonunda Kılıçdaroğlu parti başkanlığına aday olduğunu söyleyerek hepimizi şaşırttı. Şaşırtan yalnız Kılıçdaroğlu değil ki, Deniz Baykal dışında kimseyi istemediklerini söyleyen parti üst yönetiminin bazı üyelerinin Kılıçdaroğlu’na verdiği destek de bizi şaşırttı. Deniz Baykal’ın geri dönmesi için miting yapan, açlık grevine gren partili gençlerin hemen pes etmesi de bizi şaşırttı. Deniz Baykal’ın iftiraya uğradığını söyleyen parti teşkilatının hemen Deniz Baykal’ı bırakması da bizi şaşırttı; Deniz Baykal’ın yerine aday olmanın alçaklık, şerefsizlik, kalleşlik olduğunu söyleyen yandaş medyanın dönüşü de bizi şaşırttı.

Bu işe Deniz Baykal da şaştı kaldı. Deniz Baykal, “Kemal’i benden habersiz sinsice aday yaptılar” diyor. Bu söz de bizim için şaşırtıcı oldu. Daha Deniz Baykal’ın istifa ettiği gün yandaş medya Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday ilan etmişti. Hatta başka bir aday çıkmaması, çıkarsa partinin karpuz gibi parçalanacağı konusunda ortam da hazırlanmıştı. CHP’yi tutan herkes Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını istiyor, sadece, nedendir bilinmez Kemal Kılıçdaroğlu  aday olmayacağını söylüyordu. Aday ol baskılarına dayanamayan Kemal Kılıçdaroğlu sonunda icazet için Deniz Baykal’ı da ziyaret etmiş, Baykal’dan da partinin desteğini de alarak aday olması tavsiyesini almıştı.

Kılıçdaroğlu bütün delegelerin oybirliğiyle parti başkanı seçildi. Kurultay delegeleri Deniz Baykal’a geri dönmesi için baskı yapacaktı onu da unuttular, kaset olayını da unuttular. Deniz Baykal’a kurulan komployu ortaya çıkarmak için Kurultayda kıyametin koparılacağını zanneden bizler de şaştık kaldık. Kimse, “Bu alçaklık iktidarın bilgisi ve onayı olmadan yapılamaz” sözlerinin peşine düşmedi.


Kılıçdaroğlu’na Bedava Akıllar

Yandaş medyaya inanmamız gerekirse, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı bile CHP’nin oyunu % 20’den % 34’ye çıkarmıştır. Başkan seçilmesi ile kesin bu oran  % 44’e çıkmıştır. Bu durumda bile CHP tek başına iktidar, başka bir partiyle koalisyona bile gerek yok. Olan CHP ile koalisyon ümidinde olan MHP’ye oldu.

Şu anda herkes CHP de değişimden ve yenilenmeden bahsediyor.  CHP kemikleşmiş ilkeleri ve bu ilkelere sıkıca bağlı yandaş kitlesi olan bir partidir. CHP’yi CHP yapan devletçilik, laikçilik, militarizm, jakobenizm gibi ilkelerdir. Bu ilkeler CHP’yi iktidara getirmese de devlete hakim hale getirmektedir.

Aslında CHP’nin değişime ihtiyacı yoktur. CHP’nin oy oranını arttırmaya da ihtiyacı yoktur. CHP’nin iktidar olmaya da ihtiyacı yoktur. Zaten iktidardır, Hükümet dışında devletin bütün kurumlarına hakimdir.  Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapacağı iş, partinin ilkelerini sıkı sıkıya sarılarak statükoyu korumaktır. Yoksullar, ezilenler, emekçiler, değişim, yenilik edebiyatı yapmanın da bir mahzuru yoktur. 

Ayrıca Türkiye’de iktidar olmak için bir partinin projeler üretmesi, halkın sorunlarına alternatif çözümler üretmesi gerekmez. Muhalefet partisinin yapacağı iş, iktidarın yıpranıp sıranın kendine gelmesini sabırla beklemektir. 

24.05.2010

 

libertebanner