İsrail’i Kınamak Hükümetin Görevi Değil PDF Yazdır e-Posta
A. Faruk Özgür   
Pazartesi, 14 Haziran 2010 06:32

afarukozgurGazze’ye gitmek için yola çıkan filo Türk devletinin düzenlediği bir filo değildi, bu sebeple Hükümetin bu işi tümüyle Türkiye’nin bir sorunu haline getirmesi doğru değil. Bu iş hatasıyla ve sevabıyla bu eylemi düzenleyen sivil toplum örgütlerinin bir sorunu… Başbakanın bu işi bir Türkiye / İsrail meselesi haline getirmesi yanlıştır, aynı zamanda İsrail’in sivil insanlara karşı yaptığı zorbalığın mahiyetini değiştirir, İsrail’le Türkiye arasında bir olay durumuna indirger.


Bu Bir Sivil Toplum Hareketi

İsrail savaşmayı seviyor, arkasında ABD de olduğu sürece savaşı sürdüreceği, herhangi bir şekilde barışa yanaşmayacağı görülüyor. Şu anda Ortadoğu’da İsrail / ABD ittifakına karşı silah zoruyla İsrail’in zorbalıklarını durduracak silahlı bir güç yoktur. İsrail Birleşmiş Milletlerin hiçbir kararını önemsememekte, diğer devletlerin tepkilerini umursamamaktadır. Bu sebeple, İsrail’e karşı yapılacak mücadelenin tek yolu sivil direniştir.  

Yalnız İsrail’e karşı sivil mücadelenin başarılı olması için, sivil başkaldırının kurallarına tam olarak uyulması gerekiyor. Bu kurallardan birincisi, bu mücadelenin silah kullanmadan yapılması… Daha önemlisi ise, Yahudi düşmanlığından kesin olarak kaçınılması, sorunun bir Yahudi / Müslüman sorunu haline getirilmemesidir. Batı kamuoyu Müslümanlara karşı yapılan zorbalığı karşı duyarlı değil. Bu sebeple Müslüman sivil toplum kuruluşlarının yapacakları eylemlerde Batı kamuoyunu veya Batılı medyayı herhangi bir şekilde yanlarına almaları gerekiyor. 

IHH bir sivil toplum kuruluşu, ama bizim bildiğimiz devlet güdümündeki sivil toplum kuruluşlarına benzemiyor, devlet desteğine ihtiyaç duymayan, dünyaya açılmış bir örgüt. Muhafazakar, İslami duyarlılığa sahip insanların oluşturduğu bir örgüt, ama dünyaya yabancı değil, kendilerinden olmayanlarla da işbirliği yapmasını biliyorlar, oyunu kuralına göre oynuyorlar. Son olayda da tek başına hareket etmediler,  yanlarında Avrupalı insan hakları savunucuları, İsrailli Arap liderler, Filistin halkının Türk dostları da vardı.

Bu olayda adlarını duyduğumuz Bülent Yıldırım’lar, Hakan Albayrak’lar, Faruk Ünsal’lar, Murat Yıldırım’lar, Osman Atalay’lar, Gaye Somuncu’lar, Laura Steward’lar, Kevin Oven’lar, Manuel Tapial’lar, Dimitris Pliouis’ler politika sahnesinde her gün gördüğümüz karton figürlere benzemiyor, gerçek insanlara benziyorlardı.


Sorun Türkiye / İsrail Sorunu Dönüşmesin

Türkiye Başbakanının bir sivil toplum lideri gibi İsrail’i kınaması fazla anlamlı değil. Türk Hükümetinin bu olaya karşı göstereceği tepki sivil toplum liderlerinin ki gibi olmamalıdır. Başbakan tepkisini içeriye dönük demeçlerle değil, diplomasi ile yani, “monşerler”le göstermek zorundadır. Türkiye Başbakanı’nın popülist tepkisi, İsrail’e karşı dünya kamuoyunda oluşan tepkinin yön değiştirmesine de sebep olabilir. Olayı protesto etmek, İsrail’i kınamak Türk halkının, sivil toplumun görevi… Hükümetin sivil toplumun önüne geçmesi, sivil tepkiyi gölgeler.

Ayrıca Türkiye’nin bu konuda İsrail’e yaptırım uygulama imkânı da fazla değildir, tanklarımızı yenilemek için İsrail’in teknolojisine muhtaç olduğumuzu da akıldan çıkarmamamız gerekmektedir. Dünyanın en fazla askeri harcama yapan ülkelerinden biri, ne yazık ki askeri teknoloji açısından İsrail’e muhtaç durumdadır.

Muhalefetin olayı bir hükümeti suçlama malzemesi olarak kullanması şaşırtıcı değil, ama Başbakanın “Kılıçdaroğlu, Tel Aviv’in avukatı” demesi haksız ve gereksiz bir suçlama. Kılıçdaroğlu’nun “çalmayacaksın” suçlaması da bildik karalama üslubunun çok kötü bir örneği, ama bunun konumuzla bir ilişkisi yok.


Muhalefet Olayın Dışında

Türkiye’deki muhalefet de bu meseleyi sadece Hükümeti yıpratma malzemesi olarak kullanmaya çalışmaktadır. Aslında muhalefet Filistin meselesine yabancıdır, bu konuyu sadece iç politikada kullanma meselesi olarak görmekte, Filistin’de olanların tamamen dışında durmakta, Gazze halkının mücadelesine hiçbir şekilde katkıda bulunmamaktadır. Mesela, bir tek muhalefet milletvekili bile bu yardım konvoyuna katılmayı aklından bile geçirmemiştir.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: Hükümetin yeteri kadar önlem almamış olması… Hükümetin bir yardım konvoyunu bile Gazze kıyılarına ulaştırmayı başaramamış olmasından bahsediyor. Bunları söyleyen Demirtaş’ın Filistin’de ve Gazze’de olanlar için tek kelime söylediğini hatırlamıyoruz. Onlara göre dünyada ezilen Kürtlerden başka kimse yok. Türkiye’deki politikacılar IHH’nin ve Avrupalı barışseverlerin çabalarına gölge etmesinler, başka bir şey istemez.

Filistin’de olanlar için ömründe hiçbir şey yapmamış olanlar, Türk savaş gemilerinin yardım konvoyuna eşlik etmesi gerektiğini bile söylüyorlar.


İsrail Kaybetti

Bu eylemi düzenleyenlerin amacı elbette sadece Gazze’ye yardım götürmekten ibaret değildi, asıl amaç ablukayı delmek ve dünyanın dikkatini bu haksız ablukaya çekmekti. “İsrail’in dediği doğrudur: Bu bir provokasyondur. Ve çok doğru bir provokasyondur. Çok uzun zamandır yapılması gereken bir provokasyondur.” (Mutlu Tönbekici, 02.06.2010, Vatan).

İsrail ordusunun bu filoya herhangi bir şekilde müdahale edeceğini herkes biliyordu, ama böyle bir katliamı kimse beklemiyordu. Elbette Mavi Marmara’dakiler İsrail askerlerine karşı koyacaklardı. Bunu da usulüne göre yaptılar, sınırı da asla aşmadılar, ne var ki usulünce hareket etmeyen, karşıdakilerin silahsız olduğunu bile bile ateş açan İsrail askerleri oldu.

Mavi Marmara’da ölen insanlar sıradan insanlardı. Bu sıradan insanlar Ortadoğu’da olayların yönünü Obama’dan, Netanyahu’dan, Cameron’dan, Erdoğan’dan daha fazla etkilediler. Kimse bu insanların boşuna öldüğünü söyleyemez. “Şurası bir gerçek ki sıradan insanlar, aktivistler, nasıl adlandırırsan adlandır, şimdi olaylara yön veren kararları onlar alıyorlar. Bizim politikacılarımız hayat kurtaracak kararları alamayacak kadar omurgasız ve ödlek.” (Robert Fisk, The Independent, Taraf’tan, 02.06.2010)

Bay Clegg’in de Obama’dan, Cameron’dan, Sarkozy’den, Merkel’den farkını göremedik. Papa bile Gazze’de abluka altında tutulan insanlara Avrupalı liberallerden daha fazla ilgi gösterdi.

İsrail sempatizanı “Bild” haberi, “İsrail, Hamas yardımcılarının filosuna saldırdı” diye verdi. Ne var ki, bu çeşit iddialara artık, bizim Kemalist laikçi çevreler dışında, kimse inanmıyor.

Bu iddiaları artık İsrail basını bile kabul etmiyor. Haaretz gazetesinden Gideon Levi,   “… Olayı karşı tarafın başlattığıyla ilgili geleneksel yanlış iddialar ve gündeme bile getirilmeyen, İsrail’in karasularının ötesinde açık denizde helikopterden gemiye indirilen komandolar.” / “Bir kez daha İsrail, kendisinin de öngörmediği, ağır bir diplomatik bedel ödemek durumunda kalacak. Yine İsrail’in propaganda makinesi yalnızca beyni yıkanmış İsraillileri ikna edebildi ve bir kez daha kimse asıl soruyu sormadı: Bu neden oldu? Neden askerler bu tuzağa düşürüldü?” / “Dünkü fiyasko önlenebilirdi ve önlenmeliydi. Bu filonun geçmesine izin verilmeli ve abluka sona erdirilmeliydi.” / “Peki bunun yerine elimizde ne kaldı? Giderek daha hızlı bir şekilde tamamen izole edilen bir ülke. Burası, aydınları geri çeviren, barış aktivistlerini vuran, Gazze’nin dış dünyayla bağını koparan ve şimdi de kendisini uluslar arası abluka altında bulan bir ülke” diyerek yorumluyor (Taraf, 02.06,2010).

Yine aynı gazeteden Yossi Sarid: “Aptallığın sınırı yok ve anlaşılıyor ki bu, bakanlara özel bir imtiyaz. Tabii aptallığın sınırı olmayınca yapılmak isteneni anlayabilmek de imkansız. Öyle görünüyor ki, bu yedili kötülüklerinde ısrar edip bizi herhangi bir geminin yapabileceğinden çok daha büyük tehlikelere atacaklar.” (Taraf, 02.06.2010).


Yahudi Düşmanlığına Dikkat

Peygamberin zamanında “Musa kavmi içinde Hakk’a uyup hakla adalet yapan bir topluluk vardı.” Günümüzde de Yahudi toplumu içinde de böyleleri eksik değil. Bunlardan biri, İsrail’in yaptığı zorbalığı açıkça karşı çıkmaktan çekinmeyen Türk yazar Mario Levi, İsrailli gazeteci Gideon Levi, Yossi Sarid… Ellerine Türk bayrakları alarak New York’ta, Londra’da İsrail’i protesto eden muhafazakar Yahudiler de var. Pazar günü Tel Aviv’de İshak Rabin meydanında toplanan, 43 yıllık Filistin işgalini ve Mavi Marmara saldırısını protesto eden binlerce İsrailli... Gazze’ye gidenler arasında 86 yaşında, 9 yaşında Nazi soykırımını yaşamış Hedy Epstein da vardı.

İsrail ordusunda sivil Filistin halkını bombalamayı reddedip, ceza almaya göze alan askerler de vardı.

Hiçbir şey yapmayanları, olaylara seyirci kalanları veya onaylayanları da suçlamayalım. Onlar bizim hep yapa geldiklerimizi yaptılar. Biz nasıl Müslümanların diğerlerine yaptığı yanlışlıklara karşı çıkmıyorsak onlar da aynı şeyi yapıyorlar. Biz nasıl kendi devletimizin yaptığı haksızlıklara seyirci kalıyorsak, İsrail halkının çoğu da aynı şeyi yapıyor.

Yahudi düşmanlığı Türkiye’de göz ardı edilecek bir sorun değil. Bu sebeple Filistin sorunu ele alınırken işin bu yönü hiç gözden kaçırılmamalı.

14.06.2010

 

libertebanner