| Almanlar Cumhurbaşkanı Seçmesini Bilmiyorlar mı? |
|
|
|
| A. Faruk Özgür |
| Cuma, 09 Temmuz 2010 08:49 |
Almanlar geçtiğimiz Çarşamba günü yeni cumhurbaşkanını seçtiler. Seçim saat 12’de başladı, akşama doğru yeni cumhurbaşkanı seçildi. Üçüncü turda 1244 seçicinin 625’ini oyunu alan iktidar partilerinin adayı Christian Wulff cumhurbaşkanı seçildi. Cuma günü parlamentoda yapılan bir törenle yeni cumhurbaşkanı yemin etti, daha sonra da cumhurbaşkanlığı sarayına giderek eski cumhurbaşkanından görevi devraldı. Alman basınına göre seçim tartışmalı, heyecanlı ve dramatik oldu. Biz bu seçimin neresi tartışmalı, heyecanlı ve dramatik olduğunu anlayamadık. Seçim Almanlar için değil de bizim için şaşırtıcı idi. Almanlar bizim bildiğimiz cumhurbaşkanı seçimlerine göre sayısız yanlışlar yaptılar. Her şeyden önce iktidar partileri cumhurbaşkanı adayını belirlerken, ne muhalefet liderleriyle, ne sivil toplum liderleriyle, ne askerlerle uzlaşma gereğini duymadılar, partisiz birini aday göstermeyi de düşünmediler, iktidarın büyük ortağının bir üyesini aday gösterdiler. Alman basınından kimse de Alman generallerine Cumhurbaşkanı adayları hakkındaki görüşlerini sormadı, Alman halkı da zaten onların bu konudaki düşüncelerini merak etmiyordu. Almanlar Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk iki turda üçte iki çoğunluğun oyunu alma kuralını bilmiyorlar. Seçime katılan 1244 delegenin salt çoğunluğu olan 623 delegenin oyunu alan hemen seçilebiliyor. Almanların demokrasisinde, çoğunluğun azınlıkla uzlaşma arama zorunluluğu yok. Meclisin toplanması için “367 kuralı”ndan ise tüm habersizler. Meclisin üçte birinin üçte iki çoğunluğun seçimini engelleyebileceğinden ne emekli Alman yargıtay başsavcısının haberi var, ne muhalefet liderinin. Alman Anayasa Mahkemesinin önüne de kimse böyle bir dava getirmedi. Seçilme ihtimali olan 2 Cumhurbaşkanı adayı, Christian Wulff ve Joachim Gauch’ın laik düzene özde bağlı oldukları şüpheli idi.Christian Wulff, Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin, yani dinci bir partinin üyesi idi. Yeşillerin ve Sosyal Demokrat Parti (SPD)’nin adayı Joachim Gauch ise dinci olmak bir yana bir din adamı idi. Bu durumda Alman Genelkurmay Başkanının seçimden önce bir basın toplantısı yaparak, “Seçilecek cumhurbaşkanının sözde değil özde laik olması gerektiğini” açıklaması gerekiyordu. Alman Genelkurmay Başkanı nedense bunu yapmadı, cumhuriyeti koruma ve kollama görevini unuttu. Burada herkes gibi din adamları da siyasetle uğraşıyor. Hatta gerekirse kiliseler veya kardinaller de siyasi görüşlerini açıklıyorlar, isterlerse siyasi partilere açık destek veriyorlar. Kimse de din siyasete alet ediliyor demiyor. Bu sebeple Rostock’lu rahip Joachim Gauck’un Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesini kimse yadırgamadı. Cumhurbaşkanı adayı Wulff üçüncü turda 1244 seçicinin 625’nin oyunu alarak seçildi. Ama Wulff son oylamya katılanların adi çoğunluğunun oyunu alsa da seçilecekti. Yani Cumhurbaşkanı adayı 623’ü bulamadı diye Alman parlamentosu feshedilmeyecek ve Almanya yeni seçime gitmeyecekti. Üçüncü turda en çok oyu alan cumhurbaşkanı seçilecekti. Çarşamba günü Cumhurbaşkanı seçimi ekümenik dini bir törenle başladı. Laikçi Almanlar laiklik elden gidiyor diye kıyameti koparmadılar. Tören hem dini hem de ekümenik… Alman ulusalcıları bu ekümenik işini dillerine dolamadılar. Cumhurbaşkanı yemini de “Tanrı bana yardım etiği sürece” cümlesi ile bitiyordu. Alman laikçileri bunun da farkında olmadılar. Wulff cumhurbaşkanı, seçilince muhalefet liderleri basın toplantısı yaparak, Wulff’un kendilerinin değil iktidarın cumhurbaşkanı olduğunu, onu o makamdan onursuzca indireceklerini söylemediler, hemen yeni cumhurbaşkanını kutladılar. Yeni Cumhurbaşkanı da yaptığı teşekkür konuşmasında, öncelikle şeref tribününde oturan seçimdeki rakibi Joachim Gauck’u selamladı ve demokrasiye yaptığı katkılarından dolayı övdü. |



