| Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Gücü Hakkında |
|
|
|
| A. Faruk Özgür |
| Salı, 10 Ağustos 2010 07:50 |
Türk ordusunun gücü üzerine sağlıklı bir değerlendirme yapamıyoruz. Bunun birinci sebebi konu üzerinde uzman olanların bu konu üzerinde kamuoyunu aydınlatmamaları, ya da güvenilir nesnel değerlendirmeler yapmamaları. Bu konuda siviller sustuğu gibi askerler de bizi fazla aydınlatmıyor. Mesela askerleri ilgilendirmeyen her konuda konuşan emekli subaylar, bu konuda adeta hiç konuşmuyorlar. Konuşanlar daha çok bu işlerden anlamayanlar. Konu daha çok bir kahramanlık ve hamaset edebiyatının malzemesi olarak kullanılıyor.
Bir arkadaşım, ''BU ORDUYLA MI SAVAŞA GİRECEĞİZ DİYENLERE İTHAFDIR” diyerek TSK hakkında bir internet sitesinde verilen bilgilerden yararlanarak yapılan bir değerlendirmeyi bana da göndermiş. “www.strategypage.com” internet sitesinde verilen bilgilerden yararlanılarak yapılan değerlendirmeye göre: 1.TSK, tüm dünya orduları içinde "tradition(Gelenek)" (savaş gelenekleri, tecrübesi, eğitimi ve dayanıklığı) alanında 10 üzerinden 9 olan iki ülkeden biri. Diğer ülke ise İngiltere. 10 alan ülke yok. Türkiye'ye en çok yaklaşan ülkeler Almanya(8), İsrail(8), Finlandiya(8). ABD'nin derecesi ise 7. 2.TSK, Avrupa bölgesinde (Rusya da bu bölge içinde yer alıyor) genel klasmanda 3. büyük güç olarak değerlendiriliyor. 3.TSK, muharip güçlerin nicelik ve nitelik bileşkesinden oluşan "combat power(Muharebe Gücü)" klasmanında da 972 puan ile yine üçüncü. (bu klasmanda bir üst baz puan yok) 4.TSK, subay/astsubayların niteliklerinin ölçüldüğü "leadreship(Lider)" alanında da 7 alıyor. Bu alanda TSK'yı geçebilen tek ülke 9 ile İngiltere. Bunlar, bana “Türk ordusunun gücü” hakkında gönderilen e-postada yapılan değerlendirmeler. Değerlendirmeyi kimin yaptığı belli değil, ama ordumuzun gücü hakkında bizlerin müsterih olmasını isteyen birisi tarafından yapıldığı söylenebilir. Konuya tamamen yabancı olmama rağmen, ilgili siteye girerek verilen bilgileri inceledim, Avrupa ülkeleri orduları ile Türk ordusu hakkında verilen bilgileri karşılaştırdım. Verilen bilgilerin orjinali “www.strategypage.com” sitesinde, “Dünya silahlı kuvvetleri / Avrupa ülkeleri” çizelgesinde görülebilir. “Strategy Page”in verdiği bilgilerin önemi ve güvenirliği hakkında fazla bir bilgim yok. Bu yazıyı internette sirküle edenlerin değerlendirmesi çok da yanlış değil. Ama epeyce eksik, daha doğrusu değerlendirme sadece olumlu verilere bakılarak, sadece hoşumuza giden taraflar alınarak yapılmış. •Ülkenin büyüklüğüne ve nüfusuna bağlı nicelik değerleri açısından Türk ordusunun seviyesi oldukça yüksek... Aynı şekilde silah sayısı bakımından da üst sıralarda... •Yerleşik ve sağlam bir askerlik geleneği bakımından üst sıralarda... 600 yıllık askeri bir imparatorluğun mirasçısı bir devletin ordusu olarak herhalde bunun böyle olması gerekir. Listede adı geçen Avrupa devletlerinin birçoğunun kuruluşu 1990’dan sonra… •Askeri harcamalar bütçesi diğer Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında, toplam milli gelire göre abartıldığı gibi yüksek değil. Yalnız askerin bütçe dışı kaynakları, ek ödenekleri kullandığı da unutulmamalı... Ayrıca Türk ordusu hakkında, “Bazı iç karışıklıklar, komşularıyla bazı sorunlara karşın, her durumda yeterince etkinlikle kullanılabilir bir askeri güç. Muhtemelen şu anda en güçlü Müslüman askeri güç” değerlendirmesi yapılmış. Ben bu çizelgede verilen bilgilerden bazı endişe verici sonuçlar da çıkarıyorum: •TSK’nın “toplam güç kalitesi” hiç de iyi değil; Rusya ve İngiltere dışında 12 Avrupa ülkesinden daha kötü. •“Askeri ekipman sayısı ve kalitesi” iyi değil; 13 Avrupa ülkesinden daha kötü. •“Eğitim kalitesi” iyi değil. •“Lojistik destek” çok kötü; 15 Avrupa ülkesinden daha kötü. •“Ülke kaynaklarının savaş için mobilize edilmesi yeteneği” kötü; 15 Avrupa ülkesinden daha kötü… Mukayese edildiğimiz ülkeler arasında Estonya, Litvanya, Moldova gibi ülkelerin olduğunu da unutmayalım. İşin aslında bizim kaygımız, TSK’nın güçsüz bir ordu olmasından değil, tam tersine TSK’nın gereğinden çok fazla güçlü olması üzerine… Eğer ağır bir faturası olmasa, hepimiz silahlı kuvvetlerimizin güçlü olmasından mutlu oluruz. Bizi asıl endişeye düşüren, silahlı kuvvetlerimizin güçsüz olması değil, siyasete karışması ve gücünü siyasi mücadelede taraf olarak kullanması… |



