|
Friedrich A. von Hayek
|
|
Cuma, 10 Aralık 2010 12:17 |
|
Çeviren: Ünsal Çetin
1. Farklı Liberalizm Anlayışları
Liberalizm terimi, artık, 19. Yüzyıl ve 20. Yüzyıl’ın başlangıç dönemleri süresince, başlangıçta kendisi tarafından belirtilen fikirlere doğrudan karşı çıkan fikirleri de içine alarak, yeni fikirlere açıklığın tanımlanmasının ötesinde çok az ortak noktası olan farklı anlamlarla kullanılmaktadır. Bu çalışmada üzerinde durulacak yegâne şey, söz konusu dönemde Batı ve Orta Avrupa’da, gelişmelere yol gösteren en etkili entelektüel güçlerden birisi olarak liberalizm adı altında işletilen politik ideallerin bu ana akımıdır. Bununla birlikte, bu akım iki farklı kaynaktan ve bu kaynakların neden oldukları iki gelenekten türemiştir, ancak bu iki gelenek muhtelif seviyelerde birbirine karıştırılmış, sadece gergin bir ortaklıkla bir arada var olmuştur ve eğer liberal akımın gelişimi anlaşılacak ise açık bir şekilde birbirinden ayırd edilmelidir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Msutafa Erdoğan
|
|
Salı, 31 Ağustos 2010 08:49 |
|
Gelirler Genel Müdür Vekili, bir münasebetle bir gazeteye yaptığı açıklamada, “Bir yıl önce 14.5 katrilyon liralık kaynak bulduk, 4.5 bilemedin 5 katrilyonu haydi haydi buluruz.” demiş. Manşette bunu okuyunca, “tamam” dedim “yeni vergi paketi geliyor.” Nitekim, mahut açıklamanın devamında bunun da müjdesi verilmiş.
|
|
Devamını oku...
|
|
Mustafa Erdoğan
|
|
Çarşamba, 16 Haziran 2010 08:03 |
|
Geçen yazımda artık bir mahkeme olarak nitelendirilemeyecek olduğunu belirttiğim “Anayasa Mahkemesi”nin anayasa değişikliğini iptal eden ve yürürlüğünü durduran son kararı, daha önceki mahut “367 kararı”yla birlikte düşünüldüğünde, Türkiye’nin rejimiyle ilgili olarak yepyeni bir durumla karşı karşıya olduğumuz açıktır. Bu bir darbedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
GÜlay Göktürk
|
|
Cumartesi, 12 Haziran 2010 12:49 |
Ortada hukuk, siyaset, hak, adalet adına söylenecek bir şey kalmadı.
Söylenen her şey, tüm düşünme yeteneğini yitirmiş zihinlerin beton duvarlarına çarpıp, hiçbir etki yapmadan geri dönüyor.
Ortalıkta dolaşan birçok klişenin ne fikir denecek hali var, ne mantıktan nasibini almış, ne de adaletle en ufak bir ilintisi kalmış…
|
|
Devamını oku...
|
|
Mustafa Erdoğan
|
|
Çarşamba, 24 Şubat 2010 11:25 |
Kasım 1997’de, yani “28 Şubat” rejiminin boğucu ortamında şöyle yazmıştım:
“Zihnimde bir rüyayı yeşertiyor ve gelecekte –Türkiye’nin bugünkü manzarasından pek çıkmaz gibi görünse de- aydınlık bir Türkiye tasavvur ediyorum. ‘Aydınlık bir Türkiye’ nasıl olur?... Herhalde, Türkiye’nin Kemalistlerinin düşündükleri anlamda ‘aydınlık’ değil. Çünkü, onların ‘aydınlık’ Türkiye’den anladıkları her türlü farklılığın bastırıldığı ve özellikle uhrevilikten tümüyle arındırılmış; inançta, duygu ve düşüncede, eylemde, hatta kılık-kıyafette Kemalist kateşizm (ilmihal) doğrultusunda tek-biçimlileştirilmiş bir toplumdur.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 > 2 |