|
Vahap Coşkun
|
|
Pazartesi, 02 Ağustos 2010 08:57 |
|

Konuşan: Murat Aksoy
Yeni Şafak, 02.08.2010
Geçtiğimiz hafta Hatay'ın Dörtyol ve Bursa'nın İnegöl ilçesi'nde yaşanan olaylar birçok soruyu akla getirdi. Buralarda olanları münferit mi saymak gerek yoksa provokasyon deyip geçiştirmek mi gerek? Yoksa Kürt sorununda başka bir evreye mi geçiyoruz? Bu olaylar onun ipuçları mı? Bu olayların 12 Eylül'de yapılacak referandumla bağlantıları var mı? Referandumda bölge halkı ne diyecek? BDP 'boykot'ta sonuna kadar gidebilecek mi?
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Neşe Düzel
|
|
Salı, 02 Şubat 2010 08:20 |
|
NEDEN: MUSTAFA ERDOĞAN AKP, genellikle kendisinden daha ‘sağda’ olan partilerin ve gazetecilerin eleştirileriyle karşılaşıyor. AKP’nin demokrasi ve sivilleşme yolunda atmaya çalıştığı adımlar büyük tepki topluyor ama AKP’nin demokratikleşmede ‘ayak sürümesi’ ciddi bir biçimde sorgulanmıyor. AKP yedi yıldır tek başına iktidarda ve bu partiyi eleştirileriyle ‘geriye’ doğru çeken çok ama, onu ‘ileriye’ doğru iten çok az. Mustafa Erdoğan, AKP’ye yönelik o ‘çok az’ sayıda olan eleştirileri dile getiren biri. Türkiye’nin önde gelen entelektüellerinden olan anayasa hukukçusu Prof. Mustafa Erdoğan, AKP’nin Kürt açılımındaki hatalarını, partinin tabanındaki ve kısmen yönetimindeki tutuculuğu, kadrolarındaki milliyetçi dindarlığı, askerî vesayet karşısındaki belirsiz tavrını, ülkeyi sivilleştirmedeki ayak sürümelerini, AKP’nin açılımlardan, demokratikleşmeden ne anladığını ciddi bir biçimde eleştirerek, AKP’nin ve Türkiye’nin gerçek sorunlarını çok çarpıcı bir biçimde analiz etti. Liberal Düşünce Derneği’nin kurucularından olan Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Mustafa Erdoğan anayasa teorisinin yanı sıra siyaset teorisi ve insan hakları üzerine dersler veriyor. Erdoğan’ın, ‘Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset’ adlı kitabının yeni baskısı geçenlerde yapıldı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Konuşan: Muhsin Öztürk
|
|
Cuma, 22 Ocak 2010 14:14 |
Bu başlıkla ilgili izahı da hesabı da çok kısa. Kendisi 20 yıllık bürokrat ama en ağır eleştirileri bürokrasiye yöneltiyor. Hem ‘atanmış’ hem de ‘seçilmiş’, seçilip de makam arabasına kadar her şeyi özelleştirmiş birinin devlet eleştirisi bir hayli sert.
‘Kamu kurumu mahiyetinde bir meslek örgütüyüz, kamu yararı gözetiyoruz…” diyor televizyonda eczacılar adına konuştuğu anlaşılan kişi.
|
|
Devamını oku...
|
|
Röportaj
|
|
Salı, 24 Kasım 2009 08:17 |
|
Demokratik gelişmeler din konusunu kamusal alanda daha tartışılır hale getiriyor. Özellikle toplumun pozitivist düşünen kesimleri ve dinden uzak yaşayan insanlar İslâm dinini kültürel olarak da olsa tanımak istiyor. Biz de tam bu noktada Türkiye’de dinî özgürlüklerin olup olmadığını Süleyman Demirel Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Psikolojisi Anabilim Dalında hocalık yapan Doç. Dr. Bilâl Sambur’a sorduk. Hıristiyan Teolojisi, Modern İslâm Düşüncesi, İslâm Mistisizmi, Dünya Dinlerinde Ruhaniyat, Dinler Arası İlişkiler, Din ve Küreselleşme konularını çalışan Sambur Türkiye’de devletin dini tekeli altına almaya çalıştığını söylüyor.
Röportaj: H. Hüseyin Kemal
|
|
Devamını oku...
|
|
Röportaj
|
|
Salı, 25 Ağustos 2009 08:47 |
|
S: Kürt sorunu dün neredeydi bugün nerede? Çözüm yolunda ne kadar ilerledik, ne kadar geriledik?
C: Kürt meselesinde ne kadar yol kat ettiğimizi anlamak için bazı donelere başvurmamız gerekli. Ortada bir miktar retorik olmasına rağmen fazla icraat yok. Bu nedenle biraz beklememiz lâzım. Sadece şu söylenebilir: Kürt meselesinin çözümü açısından şu anda daha iyimser bir hava var. Siyasî iktidar meselenin çözülmesini istiyor. Görünen o ki, bürokratik iktidar da aynı görüşte; ama nereye kadar adım atılmasına izin vereceği belirsiz. Aslında sadece hava iyimser; fiilen fazla bir değişiklik yok. Örneğin TRT Şeş açılımının iyi bir adım olduğunu söyleyebiliriz ama onun dışında atılacak adımları da görmemiz gerekiyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 > 2 |