Yargı reformu toplumsal bir talep PDF Yazdır e-Posta
Vahap Coşkun   
Pazartesi, 15 Mart 2010 00:00

vahapcoskunYapılan araştırmalar, yargının yeni ve demokratik bir düzene kavuşturulması konusunda toplumsal bir kabul olduğunu ve şu anki Meclis'in meşruluğuna ve iş yapabilme ehliyetine dair herhangi bir şüphesi de olmadığını göstermektedir.

Türkiye'de yargı, öteden beri önemli bir sorun alanına tekabül ediyor. Bu sorunun üç önemli boyutu var:
İlki, yargı görevini yürütenlerin zihniyetinde kendini gösteriyor. Yargının çözmesi gereken bir ihtilaf, ya bireyler arasında veya birey ile devlet arasında baş gösterebilir. Bu itibarla yargı kudretini ellerinde tutanların, bireyler arasında olduğu gibi, bireyler ile devlet arasında da tarafsız olması icap eder. Ne var ki, Türkiye'de hâkim ve savcıların önemli bir oranı, kendilerini devletin memuru olarak görüyorlar. Bu nedenle de, görevlerini tarif ederken, adaleti tesis etmekten ziyade, devleti koruma düşüncesine vurgu yapıyorlar. Yargı mensuplarının, devletin menfaati söz konusu olduğunda hukuku ve adaleti paranteze alan bir görüntü ortaya koymaları, yargıdaki önemli bir zihniyet sorununa işaret ediyor.

İkincisi, yüksek yargının yapısında ortaya çıkıyor. Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, HSYK gibi organların yapısında halkın temsili bulunmuyor. Bu durum iki yönlü bir sıkıntı ortaya çıkarıyor: Bir taraftan, bu mahkemelerin halka irtibatları kesiliyor; mahkemelere toplumsal gelişmelere bigane kalıyor ve toplumdan yükselen seslere kulağını tıkıyor. Diğer taraftan ise, demokratik meşruiyet eksikliği ile malul olmaları bu mahkemelerin verdikleri kararların halk nezdindeki meşruluğunu da azaltıyor. AYM'nin başörtüsü, 367 ve 411 kararlarının; Danıştay'ın katsayı kararlarının, HSYK'nın Kayasu ve Sarıkaya kararı ile son dönemdeki uygulamalarının halkın tepkisini çektiği açıktır.

YARGIYA KİM GÜVENİYOR

Üçüncüsü, ilk ikisiyle bağlantılı olarak, yargı makamları ile toplum arasında yaşanıyor. Halk genel olarak yargıya güvenmiyor, Türkiye'deki hemen herkes yargıdan şikâyet ediyor. Şikâyet nedenleri değişebiliyor; kimileri davaların uzun sürmesinden, kimileri dava boyunca yapılan hak ihlallerinden, kimileri ise verilen kararlardan memnuniyetsizlik duyabiliyor ama nihayetinde bir bütün olarak insanların yargıya olan güveni aşınıyor. Mahkemelerde adaletin tecelli etmediğine dair inanç giderek kökleşiyor ve bunun sonucunda devleti gerçek manada bir "hukuk devlet" olarak görenlerin oranı her geçen gün düşüyor.

ARAŞTIRMADA YARGI

Metropoll Strateji ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin 26–27 Şubat 2010 tarihlerinde yaptığı ve "Darbe Planları Gölgesinde Türkiye'de Yargı ve Siyaset Gerilimi" başlıklı çalışma, bu düşünceyi teyit eden veriler sunuyor. Araştırma bir bütün olarak değerlendirildiğinde, halkın çoğunluğunun yargının mevcut halinden önemli derecede rahatsızlık duyduğunu ve yargının yapısında ivedilikle bir reform talep ettiğini söylemek mümkün.

Araştırmaya göre halkın yüzde 57.4'ü yargının bağımsız olmadığını, yüzde 51.7'si yargının tarafsız olmadığını düşünüyor. Partilere göre dağılım yapıldığında AKP'lilerin yüzde 40'ının, CHP'lilerin yüzde 70'inin ve MHP'lilerin yüzde 66'sının yargının bağımsızlığına inanmadıkları görülüyor. CHP'lilerin yüzde 55'i, MHP'lilerin yüzde 57'si ve BDP'lilerin yüzde 62'si yargının tarafsız olmadığı yönünde görüş belirtiyor.

Yargının tarafsız ve bağımsız olmadığına dair kanaatlerin bu derece yükseklerde seyretmesinin en önemli nedenlerinden biri, halkın yargının müdahalelere açık olduğuna dair bir görüşün halk arasında yaygın olmasıdır. Halkın yüzde 58'i siyasi iktidarın, yüzde 40'ı ise Genelkurmay'ın yargıya müdahale ettiğini düşünüyor.

Son dönemlerde özelikle Balyoz Operasyonu kapsamında yapılan tutuklamalar ile bu tutuklamalar üzerine Genelkurmay'ın olağanüstü bir toplantı yapması, HSYK ile hükümet arasında yükselen gerilim ve Erzincan-Erzurum hattında yaşanan gelişmeler, halkın yargıya olan güveninin daha da düşmesine neden olmuş. Halkın yüzde 50'si son hadiselerin yargıya olan güvenini azaltıcı etki yaptığını ifade etmiş.

Araştırmanın tüm sorularında yargı için olumsuzluk bildiren sonuçlara varılmış. Bu vahim tablodan nasıl kurtulabilineceği konusunda ise halkın mesajı net: Yargıda yeni bir yapılanma acilen gerçekleştirilmelidir. Türkiye'nin bir yargı reformuna ihtiyaç duyduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 78.7 iken, bunun aksi görüş belirtenlerin oranı ise 17.8'de kalıyor. Oranın yüksekliği, yargı reformu talebinin toplumun her kesiminden yükseldiğini gösteriyor. BDP'lilerin yüzde 89.3'ü, MHP'lilerin yüzde 82.8'i, AKP'lilerin yüzde 78.2'si ve CHP'lilerin yüzde 74.4'ü yargıda bir reformun yapılması gerektiği konusunda hemfikir. Keza Kafkaslar'dan göç edenlerin yüzde 85'i, Kürtler'in yüzde 80'i ve Aleviler'in yüzde 75'i yargıda bir reform istiyor. Hiç şüphesiz reform talep edenlerin saikleri birbirinden farklı olabilir, ama bu bir reformun artık toplumsal bir ihtiyaca denk düştüğünü gerçeğini ortadan kaldırmaz. Nitekim "Yargı reformu için bir referandum yapılsa onaylar mısınız?" sorusuna yüzde 66 oranında destek çıkmış.

TOPLUMSAL BİR KABUL

Bu araştırmada gerek muhalefet ve gerek iktidarın çıkartabileceği dersler var. Bir kere bu araştırma muhalefetin tavanı ile tabanı arasında bir görüş farklılığın olduğunu ortaya koyuyor Mesela CHP ve MHP yöneticileri kesinlikle bir yargı reformuna destek vermeyeceklerini bildirmelerine rağmen, CHP'lilerin yüzde 53.5'i, MHP'lilerin ise yüzde 63.6'sı olası bir referandumda oylarının renginin "evet" olacağını belirtmişler. Yine CHP ve MHP yöneticileri, mevcut Meclis'in yeni bir yargı reformundan da, yeni bir anayasadan da kesinkes uzak durması gerektiğini dillendirirken, halkın üçte ikisi hâlihazırda görev yapan hem yeni bir yargı reformu (yüzde 62.3), hem de yeni bir anayasa (yüzde 57.3) yapması gerektiğini bildirmiştir.

Bu rakamları almamın anlamı açık olsa gerektir: Yargının yeni ve demokratik bir düzene kavuşturulması konusunda toplumsal bir kabul vardır. Ayrıca halk şu anki meclisin meşruluğuna ve iş yapabilme ehliyetine dair herhangi bir şüphesi de yoktur. Bu durumda siyasal iktidara düşen, bu toplumsal talebi karşılamak ve kapsamlı bir yargı reformunu hayata geçirecek siyasi irade ve basireti göstermektir.

Yenişafak, 12.03.2010

 

libertebanner