|
Atilla Yayla
|
|
Cuma, 03 Eylül 2010 08:11 |
Geçen hafta hayırcıların anayasa değişikliğine yaptıkları şekille ilgili itirazların mantıklı ve Türkiye demokrasisini ileriye taşıyıcı olmadığını ifade etmiştim. Asıl önemlisi değişikliklerin mahiyeti olduğundan, bu yazıda paketin muhtevasına yapılan itirazları ele almak istiyorum.
Hayırcıların itirazlarını bir tek noktada toplamak mümkün: AKP bu değişikliklerle kuvvetler ayrılığını bozmak, yürütmeyi yargıya hükmeder hâle getirmek, hukukun hâkimiyetini zedelemek, kendi yargısını kurmak istiyor. Durum gerçekten buysa, değişikliklere her demokratın şiddetle karşı çıkması gerekir. Hukuk ve hukukun hâkimiyeti, son tahlilde, hepimizin, fakat özellikle fakirlerin ve zayıfların son sığınağıdır ve hukukun hâkimiyetine zarar verecek her teşebbüse engel olmak bir görevdir. Ama, hayırcıların çizdiği resim doğru mudur?
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İhsan Dağı
|
|
Cuma, 03 Eylül 2010 08:01 |
12 Eylül darbecileri yargılanabilecek mi? Hayır kampanyacıları 'yargılanamazlar' diyorlar. Amaç da 12 Eylül'ün ülkücü ve Kürt mağdurlarını referandumda 'evet' cephesinden koparmak.
Yargılanamayacaklarını öne sürenlerin temel tezi, 30 yıllık zamanaşımı süresinin 12 Eylül 2010'da dolacağı, dolayısıyla dava açılamayacağı...
|
|
Devamını oku...
|
|
Gülay Göktürk
|
|
Cuma, 03 Eylül 2010 07:49 |
 Tek tip askerlik konusundaki yazımla ilgili çok sayıda eleştiri aldım.
Eleştirilerden anladığım kadarıyla bu konu bir yazıyı daha hak ediyor. (Bu arada, mektuplarına "nasılsa okumazsınız ama" diye başlayan okurlarım için söyleyeyim; internet çıkalı beri okumadığım tek bir okur mektubu yoktur.)
Askere alma sistemleri ile ilgili tartışmaların şöyle bir zorluğu var: Hangi platformda tartışacaksınız? Bir yanda sürüp gitmekte olan bir zorunlu askerlik sistemi var ve siz buna karşısınız ama bir yandan da bu sistem içinde yapılan bir değişiklik var ve milyonlarca insanı yakından ilgilendiriyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
Mustafa Akyol
|
|
Çarşamba, 01 Eylül 2010 09:00 |
|
Bir önceki yazımda belirtmiştim: Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabına eleştirel bakıyorum. Bilhassa “cemaat” hakkındaki komplo teorisini abartılı buldum. Ancak bir kaç günde siyasi literatürümüze kazandırıverdiği “Simon” kavramını da önemsedim.
Bu, Avcı’nın kitabında anlattığı bir PKK militanının kod ismi aslında. Kendini PKK davasına ölesiye adamış olan “Simon”, öz kızkardeşinin örgüt tarafından suçsuz yere öldürülmesine seyirci kalıyor. Bunu da PKK’nın “yüce ideallerine” bağlı kalmak için, yani “idealistçe” yapıyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
Gülay Göktürk
|
|
Çarşamba, 01 Eylül 2010 08:52 |
 Günlerdir, tek tip askerlik konusunda mesajlar alıyorum.
Bana "Lütfen bu konuda yazın, tek tip askerliğe karşı çıkın" diye mesaj gönderen okurlarımı hayal kırıklığına uğratacağım için üzgünüm. Zira yazacaklarım onların hiç hoşuna gitmeyecek.
Yeni Genelkurmay Başkanı'nın daha ayağının tozuyla yaptığı o buyurgan, son söz söylenmiştir havasındaki açıklama benim de hiç hoşuma gitmedi elbette. Koşaner'in üslubundaki o "bu iş bizden sorulur", "Karar mercii biziz" tonu tez elden terk edilmesi gereken bir ton. Genelkurmay elbette görüş bildirir ama askere alma sistemi ile ilgili kararların alınacağı merciin orası olmadığını hem Genelkurmay hem de Milli Savunma Bakanlığı bir an önce anlasa iyi olur.
|
|
Devamını oku...
|
|
Mustafa Erdoğan
|
|
Salı, 31 Ağustos 2010 08:44 |
Önümüzdeki 12 Eylül’de halk tarafından oylanacak olan anayasa değişiklikleri başlıca iki kısımdan oluşuyor. Birinci grubu temel hak ve özgürlüklerle ilgili değişiklikler oluşturmaktadır. Genel olarak özgürlükleri, eşitliği, çalışanların iş hayatına katılımını ve hukuk devletini takviye edici nitelikte olan bu haklar şunlardır: Çocuklar, yaşlılar, “özürlüler”, şehitlerin dul ve yetimleri, malul ve gazilerin korunması için ek tedbirler alınabilecek (m. 10): kişisel verilere erişim ve bunların korunması hakkı (m. 20): yurtdışına çıkma özgürlüğü ancak suç kovuşturması nedeniyle ve hâkim kararıyla sınırlanabilir (m. 23): çocukların korunması güçlendiriliyor (m. 41): aynı işkolunda birden fazla sendikaya üyelik yasağı kalkıyor (m. 51): kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor (m. 53, 128): grev esnasında işçilerin ve sendikanın verdiği maddi zarardan artık sendika sorumlu değil; siyasi ve dayanışma amaçlı grev ve lokavt yasağı kalkıyor (m. 54): kamu denetçisine (ombudsman’a) başvurma hakkı getiriliyor (m. 74): parti kapatmada milletvekilliğinin düşmesi kalkıyor (m. 84): Yüksek Askerî Şûra’nın “ilişik kesme” kararlarına karşı yargı yolu açılıyor, yargı mercilerine yerindelik denetimi yapma yasağı geliyor (m. 125): kamu görevlilerine verilen “uyarma” ve “kınama” cezaları yargı denetimine açılıyor (m. 126): Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı tanınıyor, Yüce Divan kararlarına karşı “yeniden inceleme” imkânı getiriliyor (m. 148): HSYK’nın meslekten çıkarma kararları yargı denetimine açılıyor (m. 159).
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 > 142 |