Yorum
Hrant Dink hâlâ adalet bekliyor Türkiye ihlali kabul etmeli PDF Yazdır e-Posta
Bekir Berat Özipek   
Pazartesi, 23 Ağustos 2010 07:53

bekirberatozipekTürkiye adına AİHM’ne gönderilen savunmada Hrant Dink’in mahkum olmasına ilişkin Yargıtay kararı savunulmuş. Ve Dink’in sözlerinin ifade özgürlüğüne girmediğini kanıtlamak için de “Nazi örneği” verilmiş.

Tüy diken açıklama ise Dışişleri Sözcüsünden geldi. Biz özür ve utanç beyanı ile bu ayıbın nasıl telafi edileceğini duymayı beklerken, savunmanın “teknik unsurlar temelinde” hazırlandığına ilişkin akla ziyan bir bahane beyanı geldi.

Devamını oku...
 
‘Hocaya sadakat’ kimin şerefi? PDF Yazdır e-Posta
Gülay Göktürk   
Pazartesi, 23 Ağustos 2010 07:46

mustafaakyolSaadet Partisi’ndeki gerilim, geçen günkü “olaylı iftar”la iyice yükseldi. Genel Başkan Numan Kurtulmuş’un da katıldığı yemeği basan Erbakan yandaşları, masa-sandalye devirdi, arbede çıkardı, habercileri tartakladı.

Bir yandan da Erbakan’ı kast ederek topluca bağırdılar: “Hocaya sadakat şerefimizdir.”

Olayın çok çirkin olduğu ve Saadet’e ancak zarar vereceği açık. Protestocuları bu gibi “akli” gerekçelerle yermek de fazlasıyla mümkün. Ama meseleye biraz “İslami” açıdan bakmakta da fayda var.

Devamını oku...
 
Yusuf Şahin - Depreme karşı bahane geliştirmek! PDF Yazdır e-Posta
Yusuf Şahin   
Pazar, 22 Ağustos 2010 07:42

Dünya nüfusu uzunca bir süre artmadı. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan hesaplamalara göre; M.S. 1’de dünya nüfusu 300 milyon civarındayken yaklaşık bin yıl sonra dünya nüfusunun yine bu civarda (310 milyon) olduğu görülmektedir. M.S. 1500 yılına gelindiğinde dünya nüfusu ancak 200 milyonluk bir artış gösterebilmiştir. Sanayi devriminin yaşandığı 18. yüzyılın ortalarından itibaren dünya nüfusunda da bir artışın yaşandığı gözlenmektedir. Örneğin, 1750 yılında 790 milyon olan dünya nüfusu, 100 yıl sonra (1850) 1 milyar 260 milyona çıkacaktır. M.S. 1 ilâ 1500 yılları arasında ancak 200 milyon artan dünya nüfusu, 1750 ilâ 1850 yılları arasında 470 milyon kişi artmıştır. Ondan sonraki dönemde dünya nüfusu hız kesmeden artmaya devam etmiştir. Dünya nüfusu, 1950’de 3 milyarken, 1999 yılında 6 milyara ulaştı, yaklaşık kırk yılda ikiye katlandı. ABD Nüfus Bürosu’nun son tahminlerine göre dünyadaki nüfus artışı, biraz yavaşlasa da, 21. yüzyılda da devam edecektir. Buna göre dünyanın nüfusu 2045 yılında 9 milyara ulaşacaktır. Kırk altı yılda, bugünkü dünya nüfusunun yarısı kadar bir artış olacaktır. Bu açık gerçek şunu gösteriyor: İnsanoğlu, bundan 2000 yıl öncekinden daha fazla alanda yerleşmek ve dolayısıyla yapılaşmak zorunda.

Devamını oku...
 
Kürt sorununda çözüm umudu PDF Yazdır e-Posta
Mustafa Erdoğan   
Cumartesi, 21 Ağustos 2010 08:53
mustafaerdoganPKK’nın 20 Eylül’e kadar tek taraflı olarak “ateşkes” ilân etmesi Kürt sorununda barışçı çözüm umudunu canlandırmış görünüyor. İster Kürt ister Türk olsun Türkiye’deki herkesin özlemi, silâhların tamamen susmasıyla sonuçlanacak bir sürecin başlamasıdır.

PKK’yı bu kararı almaya sevk eden şartlar böyle bir umudu beslemeyi anlamlı kılıyor. Genel olarak bakıldığında, çeyrek yüzyılı bulan çatışma döneminde verilen insan kayıpları her iki taraf için de katlanılamaz boyutlara ulaşmış durumdadır. Sayısı her gün artan şehitler nasıl “Türk tarafı”nda “bu işe artık bir son vermek gerekiyor” duygusu yaratıyorsa, aynı şekilde Kürtler de hem dağlarda yitirdikleri hem de askerde şehit düşen çocuklarına yanıyor ve onları “akan kan dursun artık” noktasına getiriyor.

Devamını oku...
 
Facebook, ülkeler ve devletler PDF Yazdır e-Posta
Atilla Yayla   
Cuma, 20 Ağustos 2010 08:14
atillayaylaÇağdaş siyasî kültürde ana siyasî ünite ulus-devlet ve temel beşerî birim millet. Her siyasî birimin egemenliği altında olduğunu ilan edeceği ve saldırılara karşı koruyacağı bir toprak parçasına; kurallara tabi kılacağı bir nüfusa; düzeni korumak ve hukuku uygulamak için kullanabileceği zorlama aygıtına (polis gücüne ve mahkemelere) ihtiyacı var.
Devamını oku...
 
'Eylemsizlik' tabanın başarısı PDF Yazdır e-Posta
Murat Yılmaz   
Çarşamba, 18 Ağustos 2010 08:25

muratyilmazBir politika, strateji ve taktiği geçerli ve başarılı kılan, sürdürülebilir olmasıdır. Aksi halde onu ortaya atanların aklı, iradesi ve ahlakı tartışma konusu olur. 

PKK'nın referandumdan önce yeniden teröre başlaması da, BDP'nin "boykot" tavrı da, referandumda "hayır" oyunun savunulması da bu cümledendir, sürdürülebilir değildir. Sürdürmek için inat edenlere ağır maliyetlere yol açmıştır, bu maliyetin giderek arttığı önümüzdeki günlerde ve bilhassa referandumun kabul edilmesinden sonra görülecektir.

Devamını oku...
 


Sayfa 8 > 144

libertebanner